Biz, Cumartesi Anneleri, evlatları, eşleri, babaları, kardeşleri tanıkların gözleri önünde devletin kolluk güçleri tarafından gözaltına alınan, gözaltına alındığı inkâr edilen ve bir daha geri gelmeyenlerin yakınları… Yıllardır her Cumartesi saat 12.00’de, İstanbul’da, Galatasaray meydanında buluşup, sessizce oturup, kayıplarını soranlar … Diyarbakır’dan, Balıkesir’den, diğer illerden sesimize ses verenler… “Biz almadık, bizde yok” denilip de, cesetleri dere yataklarından, yol kenarlarından, tugay çöplüklerinden çıkanların hesabını soranlar…
Bu kez de 8 Mart 2011’de, Dünya Kadınlar Günü’nde çağrımızı tekrarlıyoruz: Sesimize ses katın: Kayıplarımızı bulunsun! Sorumlular yargılansın! Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün mücadelemizde özel bir yeri var; çünkü Latin Amerika’dan İran’a kadar bütün dünyada olduğu gibi burada da gözaltında kayıplara karşı mücadele kadınlarla başladı ve önemli ölçüde kadınlar üzerinden yürüdü. Cumartesi Anneleri eylemini de kadınlar başlattı. Babalar, ağabeyler, erkek kardeşler her zaman yanımızda oldular, ancak eyleme geçmeyi, saatini, şeklini ilk öneren bir kadındı ve Galatasaray oturmalarının gelenekselleşmesi büyük ölçüde kadınların inisiyatifiyle gerçekleşti.
İlk kez, gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın işkence edilmiş ölü bedeninin kimsesizler mezarlığında bulunması üzerine, 27 Mayıs 1995′te Galatasaray’da buluştuk. 15 Ağustos 1998’e kadar yağmurda, karda, güneşin altında her Cumartesi aynı saatte Galatasaray’da oturmaya devam ettik.
Evlatlarımızı, eşlerimizi, anne-babalarımızı, kardeşlerimizi kireç çukurlarında yakanlara, asit kuyularına atanlara, toplu mezarlara gömenlere “peşinizdeyiz” dedik.
Gözaltında kaybedilen yakınlarımızı ararken “biz almadık, bizde yok” cevabı verenlere “yalan söylediğinizi kabullenmek zorunda kalacaksınız” dedik.
13 Mart 1999’da, 200. haftamızda oturma eylemimize ara vermek zorunda kaldık. Çünkü 170. haftadan itibaren, 30 hafta boyunca gözaltına alındık, yerlerde sürüklendik, hakarete uğradık. 10 yıl sonra, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplar Komisyonu’nun girişimiyle, yine her Cumartesi aat 12:00’de Galatasaray meydanında, aramıza yeni kayıp yakınları katarak buluşmaya ve sessiz oturmalarımıza yeniden başladık. Ergenekon davasının sadece “hükümete karşı darbe teşebbüsü”yle sınırlı kalmamasını, insanlığa karşı işlenmiş suçları da kapsamasını, insanları gözaltında kaybedenleri, faili meçhâl cinayetlerin sorumlularını da soruşturmasını talep ettik.
Biz, yakınlarının mezarları bile çok görülenler, kemiklerine bile hasret bırakılanlar, sadece kendi kayıplarımızın değil, devletin tüm hukuk dışı uygulamalarının hesabını soruyoruz.
Ve diyoruz ki:
- Türkiye’nin hâlâ imzalamadığı Birleşmiş Milletler’in “Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme”‘si derhal imzalansın ve yürürlüğe konsun!
- İnsan hakları örgütleri, üniversiteler ve aydınların da katılımıyla gözaltında kayıplar ve “faili meçhûl”leri soruşturacak bağımsız bir komisyon kurulsun!
- TBMM İç Tüzüğü’nde ilgili maddeler yeniden düzenlenerek, etkin bir parlamento denetimi sağlanması için araştırma komisyonları işlevsel hale getirilsin!
- “Devlet sırrı” önündeki koruma kalkanı kaldırılarak devletin hukuk dışı uygulamalarına ait tüm gizli belgeler kamuoyuna açıklansın!
- “İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı uygulanmaz” kuralı yürürlüğe konsun!
- Kayıp yakınlarının Ergenekon Davası’na müdahil olma talepleri yerine getirilsin!
- Kimlik tespiti amacıyla gözaltında kayıp ailelerinin genetik bilgilerinin depolandığı bir DNA bankası oluşturulsun!
- Adli Tıp ve Mezarlıklar Müdürlüğü kayıtlarında kimliği belirsiz olarak gösterilen cesetlerle ilgili bilgiler ilgili kurumlara gönderilsin ve kamuoyuna açıklansın!
- Toplu mezarlar ve ölüm kuyuları, deliller karartılmadan, bağımsız antropologlar, arkeologlar ve adli tıp uzmanları gözetiminde açılsın!
Bu taleplerimiz yerine getirilinceye kadar, suçlular cezalarını çekinceye kadar, bir daha devlet eliyle insanlık suçu işlenmemesi için bütün önlemler alınıncaya kadar her Cumartesi Galatasaray’da oturmaya, adaletten, demokrasiden ve insan haklarından yana olan herkesi yanıbaşımıza çağırmaya devam edeceğiz.
CUMARTESİ ANNELERİ
TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI